Meslek hayatım boyunca sayısız şehir gezdim, yüzlerce marka hikâyesine tanıklık ettim. Yıllardır gördüğüm ortak gerçek şu: Bir şehri dünyaya tanıtan en güçlü unsur ne yüksek binalarıdır ne de etkileyici sloganlarıdır. Bir şehrin gerçek kimliği; insanında, kültüründe ve mutfağında saklıdır.
Çünkü gastronomi yalnızca yemek değildir.
Gastronomi; tarihtir, kültürdür, topraktır, iklimdir, üretimdir. Göçlerin, geleneklerin ve kuşaktan kuşağa aktarılan yaşam biçiminin sofraya yansıyan hâlidir. Bir tabakta yalnızca malzemeler değil, yüzyılların birikimi vardır.
Bugün dünyanın önde gelen turizm destinasyonları bunun farkında. İnsanlar artık sadece güzel manzaralar görmek için değil; bir şehrin hikâyesini tatmak, kültürünü deneyimlemek ve hafızalarında iz bırakacak yolculuklar yaşamak için seyahat ediyor.
Türkiye ise bu anlamda dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Yedi bölgesi, dört mevsimi, yüzlerce coğrafi işaretli ürünü ve binlerce yıllık medeniyet mirasıyla eşsiz bir gastronomi hazinesine sahibiz. Asıl mesele ise bu zenginliği doğru anlatabilmek, koruyabilmek ve gelecek kuşaklara aktarabilmek.
İşte tam da bu düşüncelerle yolum bu kez Karadeniz’in incisi Ordu’ya düştü.
Ancak Ordu ziyaretim yalnızca bir festivali takip etmekten ibaret değildi. Bu ziyaret; bir şehrin kültürünü, doğasını, tarihini, üretim gücünü ve geleceğe dair vizyonunu yerinde gözlemlediğim unutulmaz bir deneyime dönüştü.
Gastronomiyle Başlayan Bir Hikâye

Ordu Valisi Sayın Muammer Erol’un himayelerinde, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Dr. Mehmet Hilmi Güler’in öncülüğünde, Ordu İl Kültür ve Turizm Müdürü Sayın Uğur Toparlak’ın koordinasyonunda, YEDAŞ’ın ana sponsorluğunda ve MA MAJOR Organizasyon Ltd. Şti. tarafından Akif Budak organizasyonuyla gerçekleştirilen YEDAŞ Ordu Gastronomi Festivali, bana göre yalnızca bir festival değil, Ordu’nun geleceğine yapılmış önemli bir yatırım niteliğindeydi.
Festival, şehir merkezinde bando takımı eşliğinde düzenlenen kortej yürüyüşüyle başladı. Protokol üyeleri, şefler, kadın kooperatifleri, üreticiler ve Ordu halkı aynı coşkuda buluştu. Karadeniz ezgileri yükseldi, horonlar oynandı, sokaklar renkli görüntülere sahne oldu.
O an aklımdan şu cümle geçti:
Başarılı festivaller yalnızca programlarıyla değil, oluşturdukları ortak ruhla hafızalarda yer eder.
Ordu’da tam da bunu yaşadık.
Açılış programına Ordu Valisi Sayın Muammer Erol, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Dr. Mehmet Hilmi Güler, Altınordu Kaymakamı Sayın İsmail Hakkı Ertaş, Gürcistan Trabzon Başkonsolosu Sayın Nikoloz Lashvili, Ordu İl Kültür ve Turizm Müdürü Sayın Uğur Toparlak, YEDAŞ Genel Müdürü Sayın Yunus Emre Bilgi, organizasyonun mimarlarından Akif Budak, ilçe belediye başkanları, oda başkanları, gastronomi profesyonelleri ve çok sayıda davetli katıldı.
Bu güçlü birliktelik, Ordu’nun gastronomiyi yalnızca mutfak değil; kültürün, turizmin ve kalkınmanın temel unsurlarından biri olarak gördüğünü ortaya koyuyordu.
196 Lezzet, 196 Ayrı Hikâye
Festival boyunca Ordu’nun 19 ilçesine ait 196 yöresel lezzet ziyaretçilerle buluştu.
Bu sayı benim için yalnızca bir istatistik değildi.
Her tarif bir annenin mutfağından gelen hatıraydı.
Her ürün toprağın bereketiydi.
Her reçete kuşaktan kuşağa taşınan kültürel mirastı.
Kadın kooperatiflerinin özverisi, yerel üreticilerin emeği ve coğrafi işaretli ürünlerin öne çıkarılması, gastronominin aynı zamanda yerel kalkınmanın en güçlü araçlarından biri olduğunu bir kez daha gösterdi.
Festivalin ikinci gününde düzenlenen Ordu Yemekleri Yarışması da organizasyonun en heyecan verici bölümlerinden biri oldu. On iki ilçeden yarışmacılar; ana yemek, ot yemekleri ile tatlı ve hamur işleri kategorilerinde kırk farklı tarif hazırladı. Salamura fındık yaprağı sarması, Gürcü usulü etli sarma ve Isabella tatlısı gibi özgün lezzetler, Ordu mutfağının ne kadar zengin olduğunu gözler önüne serdi.
Şefler Bilgiyi ve Deneyimi Paylaştı

Festival boyunca Özlem Mekik, Esra Tokelli, Yıldız Öz Samaha, Selim Yeşilpınar, Mehmet Ali Hatipoğlu ve Önder Yılmaz gibi gastronomi dünyasının önemli isimleri, Ordulu şeflerle birlikte yerel ürünleri kendi yorumlarıyla ziyaretçilere sundu.
Bu buluşmalar yalnızca lezzet paylaşımı değil, bilgi ve deneyim aktarımı açısından da büyük değer taşıyordu. Festival alanı iki gün boyunca gastronomi profesyonelleri ile ziyaretçileri aynı sofrada buluşturan yaşayan bir kültür merkezine dönüştü.
Bu Festivalin En Güçlü Vizyonlarından Biri
Bu organizasyonun en önemli mimarlarından biri hiç kuşkusuz Akif Budak’tı.
Yıllardır Anadolu’nun yerel mutfak kültürünü görünür kılmak için çalışan Budak, bu festivalle yalnızca başarılı bir organizasyona imza atmadı; Ordu’nun gastronomi hafızasını geleceğe taşıyacak önemli bir vizyon ortaya koydu.
Festival öncesinde ilçeleri tek tek dolaşarak unutulmaya yüz tutmuş tariflerin kayıt altına alınması, bu reçetelerin kitaplaştırılması için yürütülen çalışmalar ve Ordu mutfağının uluslararası platformlarda tanıtılmasına yönelik girişimler, organizasyonun uzun soluklu bir emeğin ürünü olduğunu açıkça gösteriyor.
Festival boyunca hedeflenen sayının üzerine çıkılarak 196 farklı yöresel lezzetin kayıt altına alınması ve ziyaretçilerle buluşturulması ise bu vizyonun en somut başarısı olarak öne çıktı.
Ordu’yu Sadece Tatmadık, Yaşadık
Bu organizasyonu benim için özel kılan en önemli unsur, festivalin şehirle bütünleşmesiydi.
Çünkü biz yalnızca lezzetleri tatmadık.
Ordu’yu yaşadık.
Ünye’nin tarihi dokusunda geçmişe kısa bir yolculuk yaptık.
Fatsa’nın üretim kültürünü yakından tanıdık.
Perşembe’nin eşsiz doğasında Karadeniz’in huzurunu hissettik.
Boztepe’ye teleferikle çıkarak Ordu’yu kuşbakışı izledik. O manzara, Karadeniz’in büyüleyici güzelliğini tek başına anlatmaya yetiyordu.
Fındık Müzesi’nde dünyanın en kaliteli fındıklarından birinin yalnızca ekonomik değil, kültürel yolculuğunu da öğrendik.
Tarihi konaklarda geçmişin izlerini hissederken, üretim noktalarında emeğin nasıl katma değere dönüştüğüne tanıklık ettik.
İşte iyi planlanmış destinasyon deneyimi tam da budur.
Misafirine yalnızca bir etkinlik sunmaz; unutulmayacak anılar bırakır.
Şehir Markalaşması İşte Böyle Başlıyor
Meslek hayatım boyunca birçok şehir için iletişim stratejileri geliştirdim.
Şunu rahatlıkla söyleyebilirim:
Şehirler yalnızca tanıtım filmleriyle marka olmaz.
Kültürünü koruyabildiği, üreticisini desteklediği, gastronomisini doğru anlattığı ve ziyaretçisine unutulmayacak deneyimler yaşattığı zaman marka olur.
Ordu bugün tam da bu yolu seçmiş.
Doğasını gastronomiyle…
Üretimini kültürüyle…
Turizmini tarihiyle…
İnsanını misafirperverliğiyle…
Bir bütün olarak anlatıyor.
Bu yaklaşımın oluşmasında Ordu Valisi Sayın Muammer Erol’un destekleyici yaklaşımı, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Dr. Mehmet Hilmi Güler’in vizyonu, İl Kültür ve Turizm Müdürü Sayın Uğur Toparlak’ın koordinasyonu, YEDAŞ ve Genel Müdürü Sayın Yunus Emre Bilgi’nin katkıları ile kamu ve özel sektörün örnek iş birliği önemli rol oynuyor.
Ordu’dan Ayrılırken…
Valizimde yöresel ürünler vardı.
Ama asıl yanımda götürdüğüm şey güzel anılar ve güçlü bir inançtı.
YEDAŞ Ordu Gastronomi Festivali bana bir kez daha gösterdi ki iyi planlanmış organizasyonlar yalnızca birkaç gün süren etkinlikler değildir; bir şehrin geleceğine yapılan uzun vadeli yatırımlardır.

Bu başarılı organizasyonda emeği bulunan başta Ordu Valisi Sayın Muammer Erol, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Dr. Mehmet Hilmi Güler, Ordu İl Kültür ve Turizm Müdürü Sayın Uğur Toparlak, organizasyonun mimarı Akif Budak, ana sponsor YEDAŞ ve Genel Müdürü Sayın Yunus Emre Bilgi, MA MAJOR Organizasyon Ltd. Şti., katkı sunan tüm kamu kurumları, yerel yönetimler, kadın kooperatifleri, üreticiler, değerli şefler, jüri üyeleri, gönüllüler ve emeği geçen herkesi gönülden kutluyorum.
Onlar yalnızca başarılı bir festival düzenlemediler.
Ordu’nun hikâyesini geleceğe taşıyacak güçlü bir köprü kurdular.
Ben Ordu’dan yalnızca güzel lezzetlerle ayrılmadım.
Bir şehrin kültürüne sahip çıktığında nasıl büyüdüğünü, gastronomisini doğru anlattığında nasıl marka değerine dönüştüğünü ve misafirlerine unutulmayacak bir deneyim sunduğunu görerek ayrıldım.
Çünkü bazı şehirler sadece gezilir.
Bazıları hayran bırakır.
Bazıları ise insanın kalbinde yer eder.
Ordu, benim için artık tam da o şehirlerden biri.
